Giriş: Canı Sıkılmak ve Sosyolojik Merak Bazen oturup kendi iç dünyama dalarken, insanların “canı sıkılmak” dediği durumu düşünürüm. Bu, basit bir ruh hali gibi görünse de, aslında toplumsal ilişkilerin, kültürel normların ve bireylerin günlük deneyimlerinin kesişiminde ortaya çıkan karmaşık bir fenomendir. “Canı sıkılmak atasözü mü, deyim mi?” sorusu, dilin toplumsal işlevi ve insanların duygusal deneyimlerini ifade biçimleri üzerine düşündüğümüzde daha anlamlı hale gelir. Bu yazıda, bu basit görünen ifade üzerinden toplumsal normları, cinsiyet rollerini, kültürel pratikleri ve güç ilişkilerini sosyolojik bir bakış açısıyla inceleyeceğim. Canı Sıkılmak: Atasözü mü, Deyim mi? Temel Kavramlar Öncelikle “atasözü” ve “deyim” kavramlarını netleştirmek gerekir. Atasözleri,…
Yorum BırakSağlam Fikirler Blogu Yazılar
id=”ge2w7t” Instagram’da Sürekli Birinin Profiline Bakınca Anlar Mı? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme İstanbul’un karmaşasında, her gün metrobüste, sokakta ve iş yerinde gördüklerimiz bize çok şey anlatıyor. Bir gün ofisten çıkıp evime dönerken, elinde telefonuyla bir arkadaşımın sürekli birinin Instagram profilini incelediğini fark ettim. Sosyal medyanın gündelik hayatımıza etkisi büyük. Özellikle Instagram gibi platformlarda profilinize kimlerin göz attığına dair bir bildirim alıp almadığınız meselesi, bazen insanların kendilerini nasıl hissettikleri, kimlerle nasıl ilişkiler kurdukları ve bunun toplumsal cinsiyetle nasıl bağlantılı olduğuna dair önemli bir tartışma yaratabilir. “Instagram’da sürekli birinin profiline bakınca anlar mı?” sorusu ise bu bağlamda hepimizi etkileyebilecek…
Yorum BırakÖzel İsimlere Gelen “M” Ekinin Yazımı: Bir Mühendis ve İnsan Duygularıyla Bir Tartışma Giriş: Dilin Derinliklerinde Kaybolan İki Farklı Yaklaşım Dil, insanlık tarihinin en önemli iletişim aracıdır. Ancak, her kelimenin ve her kuralın ardında bir mantık ve bir duygu yatar. Bazen mantıklı olan, duygusal açıdan doğru olmayabilir. Bir dil kuralını savunurken içimdeki mühendis tarafı sürekli analitik düşünmeyi isterken, insan tarafım duygusal bir çözüm peşindedir. İşte tam da bu noktada, özel isimlere gelen “m” eki meselesi tartışılmaya başlanır. Hem dilin kurallarına uygun yazmak isteriz, hem de doğru ve samimi bir anlatım peşindeyiz. Bu yazıda, özel isimlere “m” ekinin nasıl yazılması gerektiği…
Yorum BırakÇözüm Odaklı Terapi Nedir? Farklı Yaklaşımları Karşılaştırmak Çözüm Odaklı Terapiye Giriş: Temel Kavramlar Çözüm odaklı terapi (COT), son yıllarda popülerliği artan bir terapi yaklaşımı. Kısa süreli ve hedef odaklı olmasıyla dikkat çeker. Temelde, kişinin mevcut sorunlarından çok, çözüm yollarına ve geleceğe odaklanır. Terapi sürecinde, bireylerin güçlü yönlerini, geçmişteki başarılarını ve potansiyellerini keşfetmeleri sağlanır. Hedef, kişinin kaynaklarını kullanarak, yaşadığı problemleri aşmasına yardımcı olmaktır. İçimdeki mühendis böyle diyor: Bu yaklaşımın, çözüm arayışına dayalı olması, oldukça pratik ve verimli görünüyor. Kısa süreli, net çözümler sunması mühendis bakış açısına hitap ediyor. Hedefe yönelik bir çözüm süreci var, bu da bana oldukça mantıklı geliyor. Ama…
Yorum BırakAyın Üzerindeki Lekeler: Felsefi Bir Keşif Gece gökyüzüne bakarken, Ay’ın pürüzsüz olduğunu düşündüğümüz yüzeyinde bazı karanlık lekelerin olduğunu fark ederiz. Peki, bu lekelere ne denir? Astronomide bunlar “mare” olarak adlandırılır; Latincede “deniz” anlamına gelir. Ama bu basit bilimsel bilgi, felsefenin bize sunduğu derinliği görmemize engel olmamalı. İnsanlık tarihinden bugüne, Ay hep hayal gücümüzü, etik sorularımızı ve bilgi arayışımızı beslemiştir. Bir bakış açısıyla, Ay’ın lekeleri bize insan deneyiminin de kusurlu ama anlamlı olduğunu hatırlatır. Düşünelim: Eğer Ay’ı kusursuz bir küre olarak hayal etseydik, estetik ve etik değerlerimizi sorgulama ihtiyacımız olur muydu? Bilgiye ulaşma arzusu, ontolojik sorular ve etik seçimler bu lekeler…
Yorum BırakÂdem ve Havvâ’nın Dini Nedir? Geçmişten Bugüne Düşündüren Bir Soru İstanbul’da yaşamaya başladığımdan beri, bazen sokakta yürürken, bazen bir kafede otururken ya da bir arkadaşla sohbet ederken, kafama takılan sorulardan biri hâlâ bu: “Âdem ve Havvâ’nın dini nedir?” Bugün, dinler ve inançlar hakkında her türlü görüş var, ama tarihsel olarak bakıldığında, aslında tüm dinlerin kökenine bir şekilde inersek, ilk insan olarak kabul edilen Âdem ve Havvâ’nın inançları hakkında ne düşünebiliriz? Onların dini aslında neydi? Bir insan olarak, bu sorunun yanıtını düşündüğümde bazen karışıklığa düşüyorum, çünkü her şey oldukça karmaşık gibi görünüyor. Düşünürken, geçmişin ve bugünün, hatta geleceğin din anlayışlarının ne…
Yorum BırakYatak Odasında Ayna Olması Uğursuzluk Getirir Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme İstanbul’un karmaşasında, her gün yüzlerce insanın yanından geçiyorum. İşe gitmek için toplu taşımada, sokakta ya da sosyal medya üzerinden, sürekli bir şeyler gözlemliyorum. Bu gözlemler, çoğu zaman bana toplumsal yapıyı anlamamda yardımcı oluyor. Yatak odasında ayna olmasının uğursuzluk getirdiği inancı da, bence bir çok açıdan tartışılması gereken bir konu. Bu inanış, kimi kültürlerde çok yaygınken, kimi yerlerde pek de umursanmaz. Ama burada durup düşünmemiz gereken şey, bu tür inançların nasıl toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle bağlantılı olduğu. Kişisel olarak, yatak odamda bir ayna…
Yorum BırakTürkiye’ye Bilardo Ne Zaman Geldi? Bir Topun Arkasında Tarih Yazılırken Biz Neredeydik? Düşünsene, bir anda arkadaşlarınla buluşmuşsun ve masada bilardo oynamaya başlamışsınız. Toplar hareket ediyor, sen her atışta bir yandan hedefi tutturmaya çalışırken diğer yandan sürekli “Abi, bu top kesin bilerek kaçtı” diye espri yapıyorsun. Ama sonra bir bakıyorsun, aslında top gerçekten kaçmış. O an “Türkiye’ye bilardo ne zaman geldi?” diye soruyorum kendime. Yani, nasıl oldu da bu kadar popülerleşti? Çocukken hep kumarhanelerle özdeşleştirilen, akıl karıştırıcı bir oyun gibi görünen bilardo, birden gençlerin buluşma noktalarından birine dönüşmüş. Nerede, nasıl ve ne zaman? Bilardo ve Türkiye’nin İlk Tanışması: “Ne Var Ki,…
Yorum BırakTüplü Mangal İyi Midir? İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşımdayım, gündüzleri ofiste çalışıp akşamları blog yazıyorum. Birkaç hafta önce, arkadaşlarla mangal yapmaya karar verdik. Ancak bu sefer her şey biraz farklıydı, çünkü tüplü mangal kullanmayı planladık. Hep gazlı mangallar, tüplü mangallar ya da kömürlü mangallar arasında bir fark olup olmadığı kafama takılmıştı. Sonra kendime sordum: “Tüplü mangal iyi midir?” Aslında bu soruya yanıt bulmak, birkaç hafta süren bir düşünce yolculuğuna dönüştü. Hadi gelin, tüplü mangalların artılarına, eksilerine ve yaşamımızdaki yerine birlikte bakalım. Tüplü Mangal Nedir ve Neden Popüler Olmuştur? Tüplü mangal, gazlı bir yakıtla çalışan bir mangal türüdür. Kömürlü mangallar gibi klasik…
Yorum BırakHer dava istinafa gider mi? Kültürler arası bir merakla bakmak Farklı coğrafyalardan gelen insanların birbirlerini anlamaya çalıştığı anları gözünüzde canlandırın. Sokakta, pazar yerinde ya da mahkeme salonunda… İnsanlar sadece konuşmakla kalmaz; davranışları, ritüelleri, sembolleri, akrabalık ilişkileri ve ekonomik tercihleriyle bir kültürü yansıtır. İşte tam bu noktada sorulması gereken soru şu: Her dava istinafa gider mi? sorusunun yanıtı, sadece hukuk sisteminde değil, kültürel bağlamda da farklılık gösterir. Bu yazıda, istinaf kavramını antropolojik bir mercekten inceleyecek, farklı toplumların adalet anlayışlarını ve bireysel kimlik oluşumuna etkilerini keşfedeceğiz. Kültürel Görelilik ve Hukuk Sistemleri Antropoloji, her kültürün kendi değerlerini ve normlarını anlamaya çalışır. Adalet de…
Yorum Bırak